Ralph Fleck, Istakoz, 1985

Ralph Fleck, Istakoz, 1985

Bir Contemporary İstanbul’u daha bitirdik. Bu gidebildiğim üçüncü fuardı. Malum sadece dört gün olunca hafta sonu da işiniz varsa gidilemiyor. Bu seneki az kalsın Vodafone Avrasya yarışına takılacaktı. Birinci köprüyü yanında da Beşiktaş, Kabataş hattını kapatınca, karşıya geçmek arabayla yada vapurla Lütfi Kırdar’a ulaşmak çok zor oldu.

Blue And Toy, Dadaizm, 2013

Blue And Toy, Dadaizm, 2013

Vardığımızda saat 2.30’tu. Fuar kalabalık olmasın diye mümkün olduğunca erken ama köprüyü geçebilmek için de geç çıkmıştık. Girişte bilet kuyruğu… Ohoo daha bu kuyruğu beklerken yorulacağım. Neyse girişteki görevliye sanat tarihi öğrencisi olduğumu farklı bir biletleme olup olmadığını sorunca “tamam işte, öğrencisiniz” diyerek tersledi. Avrupa’nın bir çok ülkesinde eğer sanat tarihçisi ya da güzel sanatlar öğrencisi iseniz müzeler ya çok çok az ücretli yada ücretsiz. Yani normal öğrenci kategorisinden farklı. Bu serginin hakkı iki gündü. Bir öğrenciye iki gün üst üste o ücreti ödemek zor gelebilir. Türkiye’de bunun değiştiğini görebilir miyim acaba?

Girişte serginin kataloğunu da aldık. İçerisinde her galeriden bir büyük, bir küçük fotoğraf var. Elbette sergilenen tüm eserelerin kataloğa konmasını bekleyemeyiz ama katalogdaki eserleri görmeyi bekleyebiliriz. Gezdiğimiz galerilerde o resimlerin bir kısmı yoktu. Ayrıca geçen sene gördüğüm eserleri katalogda görünce galeriler acaba yeniden fotoğraflamaya üşenip, zaman bulamayıp eskisini mi koydu diye düşünmeden edemedim. Yada gene sergilenen göremediğim farklı resimleri de “acaba sattıkları için kaldırdılar mı?” diye düşündüm ama bu da çok doğru bir hareket olarak gelmedi. Kısacası katalog ile sergide örtüşmeyen çok eser vardı. Kataloğu acaba sadece galerileri tanıtmak için mi yapmışlardı? Seneye kataloğu almak konusunda daha şüpheci yaklaşacağım. Önce sergiyi gezip sonra kataloğu inceleyip alacağım.

Daron Mouradian, Seyyah, 2013

Daron Mouradian, Seyyah, 2013

Sergide bir bölüm video gösterimlerine ayrılmıştı. Ancak o kalabalıkta videoya yaklaşıp o yorgunlukla ayakta videoları izlemek pek cazip gelmedi. Geçen seneye göre daha fazla sayıdaydı. O kısmı biraz hızlıca geçtik sadece çok dikkat çeken bir iki videoya takıldık o kadar.

İçeri girince kendime iki hedef belirledim. Bu yazıyı yazacaksam hem iyi, hem kötüyü yazmalıyım. Bu yüzden serginin iyilerini ve kötülerini fotoğraflamalıyım. Bunu dedim ama daha serginin başında bunun zorluğunu anladım. İyi için bir çok fotoğraf çektim ama kötü eseri bulmak zordu. Aaa bu iyiymiş diyebildiğim gibi bu kötüymüş diyemedim. Vasat eser çok vardı. Kötü eseri ise zorlama olarak bir tane fotoğrafladım. Aslında daha uç, daha etkileyici kötü eserler beklemiştim. Burada iyi ve kötü ile tamamen kişisel yorumlarımdan bahsediyorum elbette. Mide bulandıran bir eser etkileyici olabilir ama her zaman benim için güzel olmuyor.

Marco Veronese, Who Will Be The Next

Marco Veronese, Who Will Be The Next?

Etkilendiğim ve tanımadığım sanatçılar da vardı. Onları öğrenmek açısından bu etkinlik aslında çok iyi. Çok fazla galeri gezmiyorsanız yeni sanatçılarla tanışmak pek mümkün olmuyor.

Gelelim eserler ve sanatçılara: Serginin en ironik eseri Blue And Toy’un Dadaism‘ydi. Çok basit ve sade bir işti. Sanki A4 sayfa üzerine  el yazısı ile “mum, when I’ll grow up can I be a dadaist?” yazılmıştı. Kıyıları kıvrıkmış bir kağıt parçası. Elbette eser kağıt değil, aluminyum paneldi ve yaklaşık A0 boyutlarındaydı. Dadaistlerin amaçları sanatı yıkmaktır. Yaşadıkları dönemi kültürel ve toplumsal olarak yozlaşmış bulurlar. (Şu anda da zaten pek farklı değil.) Sanat yapıtının kutsal atfedilmesine, emek yoğun işlere tepki gösterirler. Bu yüzden ready madeleri kullanırlar. Ready made (hazır buluntu) endüstriyel araçların, bağlamından kopartılarak, sanatçı bakış açısı ile yeniden kullanılarak yapılan eserlerdir. Ben Dadaist olacağım diye yola çıkan birinin işin kolayına kaçtığını düşünürüm. Zamanımızın kolay para kazanma hedefini güden bir amaçla yapılan bir eserdir.

Slinkachu, Gezinti

Slinkachu, Gezinti

Ama bunu izlediğimiz şekilde soran Blue And Toy için bunu düşünemem çünkü eserinde eksi ile eksiyi çarpmış, olumsuzun olumsuzunu almış gibidir. Bir başka açıdan yaklaşınca da sanat eseri alınıp satılınca meta haline gelir. Parayla satılan malın tüm insanlara ulaşması ise mümkün değildir. Buna tepki olarak bu eserin mal olarak satışta, fuarda yer alması gene içinde ironi barındırır.

Davud

Davud

Bu sergi çağdaş sanat eserlerini içeriyordu. Türkiye’de sanat eğitimi çok erken yaşta başlamıyor. İstanbul’da bile benim kızımın okulunda müzeye götürelim çocukları denildiğinde, veliler “Çocuklar orada sıkılıyor, pikniğe gidelim.” diyebiliyorlar. (Bu tamamen aslında kendi fikirleri ve çocuğa da bunu aşılıyorlar.) Temel sanat eğitimini geç alınca birey aynı sanatın gelişminde olduğu gibi klasik eserler tercih ediyor. Biraz daha üzerine emek harcayanlar soyut eserlere ilgi duyabiliyor. Ama çağdaş sanatı kavramak daha çok zaman ve emek istiyor. Bu yüzden sanırım yabancı galeriler bile daha klasik ve modern eserleri getirmeyi tercih etmişlerdi. Bu klasik eserlerden Daron Mouradian’ın masalsı karakterlerini çok sevdim. Şu sıkıcı ve karamsar günlerimizde bizden karakterlerle (Nuri Abaç’ın resimlerindeki naif kişilikler gibi) gülümsetmeyi başardı. Biraz Barok’tu, biraz da İhsan Oktay Anar’ın kitaplarından fırlamış  gibiydi. Seyyah ve Denizciler sevdiğim iki resmiydi. Madem figüratif eserlerden bahsettik anmadan geçmeyeyim. Serdar Akkılıç’ın Miyazaki’nin çizgi filmlerini andıran ama daha karamsar ve daha gerçekçi resimleri özellikle de Homeland Diptiği de sevdiklerim arasındaydı. Figüratif eserlerde, kör kör parmağım gözüne olanı Ralph Fleck’in Istakoz eseriydi. Eserin orjinal adı “Hummer”. (Almanca Istakoz demekmiş.) Araç adını buradan mı almış bilmiyorum ama 120×160 cm boyutlarında kırmızı bir ıstakoz soluk yeşilin üzerinde bağırıyordu. Beni izle, bana bak yoksa ezer geçerim.

Jordi Diez, Baş

Jordi Diez, Baş

Slinkachu’nun küçük adamları çok anlamlıydı. Zaten her şeyden önce evrenin içinde hepimiz çok ufak değil miyiz? Her zaman için bizden daha büyük birinin isteyerek yada istemeden bizi ezme olasılığı ne kadar? Gezinti eseri sizde neler çağrıştırıyor?

Bu sene de geçen seneki gibi heykel sayısı resme göre daha azdı. Salonda önce Seo Young Deok’un Afrodit’i ile karşılaştım. Aslında heykelinin adı Nirvana’ydı ama bir Afrodit kadar kusursuz olunca ister istemez insanın gözü kayıyor. Demir zincirleri bu kadar muntazaman kaynatması işçiliğinin yetkinliğini gösteriyor. Aslında zincirler insanın yükünü temsil ediyor. Büyüdükçe ağırlığımız artıyor ve ağırlığımız kadar, yükümüz kadar insan oluyoruz. Hemen yanında bir başka Nirvana heykeli vardı ve onun da yanında bu sefer Apollon vücutlu bir erkek heykeli… Jordi Diez’in paslanmaz çelikten Baş bence bir kadının zerafetini ve de gücünü taşıyordu. Tamara Kvesitadze’nin Erkek ve Kadın heykelleri hareketliydi. İki vücut kendi ve bir yörünge etrafında dönerek kavuşuyor ve ayrılıyor. Zaman ve mekan onların buluşmasını sağladığı gibi ayrılmasını da sağlıyor. Bir ilişkinin özeti. Geçen sene birçok Botero eseri vardı. Bu sene daha azdı. Ama mitoloji ile ilgilenen biri olarak boğa kılığında Zeus’un üzerinde oturan Europe’yi görmek hem de Botero’nun imzası tombişleri olarak görmek bir başka keyifti.

Seo Young Deok, Nirvana 2 ve 5

Seo Young Deok, Nirvana 2 ve 5

Seyit Mehmet Buçukoğlu’nun yerleştirme sanatı örneği Tarihi Baltalamak günden güne artan kültür kayıplarımıza bir yenisinin daha eklenmemesi için yapılmıştı. Eski bir ahşap bavulun üzerine Haydarpaşa Garı kazınmıştı. Üzerinde bir balta her an elimizden onunda gidebileceğini anlatmaya çalışıyordu.

Marco Veronese’nin Sonraki Kim Olacak? adlı yerleştirmesi benim gibi birçok izleyiciyi etkiledi. Sergide fotoğrafını çeken benim gibi çok sayıda izleyici vardı. Kan kırmızı bir panel üzerine baş parmaklarına Afganistan, Cezayir, Libya, Irak gibi çeşitli üçüncü dünya ülkelerinin bayraklarının etiketlerinin asılı olduğu ayaklar yanyana duruyordu. Son ayağa takılı etiket şimdilik boş. Umarım bizim bayrağımız bir sonraki olmaz.

Sadeliği ile gönlümü kapan Michelangelo’nun Davud kopyasıydı. Aslında ışık yoksa eser de yoktu. Tüm iki boyutlu eserler için öyle zaten ama gölge oyunu ile gerçekleşen bir eserde kelimenin tam anlamı ile ışık yoksa eser de yoktur. Sanatçının adı ne yazık ki yazmıyordu. Galeri sahibi sanatçısını nasıl tanıtmayı planlıyor acaba?

Mustafa Albayrak, Zaman Yüzü, 2014

Mustafa Albayrak, Zaman Yüzü, 2014

Beğendiğim bir başka çağdaş esere Musafa Albayrak’ın Zamanın Yüzü’nü örnek verebilirim. Büyük kentlerde yaşayan büyük çoğunluk gibi ben de zamana hapsolmuş biriyim. Herşeyi planlı yapıyor olmama rağmen olası her kayıp için ağıt yakarak yaşamı kendime zehir ediyorum. Bu eseri bu yüzden, kendimden bir şey bulduğum için sevdim. Aynı kitaplar gibi. Kendinizden birşeyler bulduğunuz kitapları daha fazla seversiniz. (Galiba Sema Kaygusuz’un cümlesiydi.)

Nejat Satı

Nejat Satı

Gelelim beğenmediğime… Bunun için tek örnek Nejat Satı’nın bir eserini  vereceğim. Zaten galerici de pek sevmemiş herhalde ki eserin adı yazmıyordu. Büyük boy bir tuval çingene pembesi boyanmıştı. Bu kadar mı? Evet bu kadar. Malevich’in Beyaz Üzerine Beyaz adlı eserinin üzerinden neredeyse bir yüzyıl geçti. Bence artık dönem değişti, modası geçti.

Bir Contemporary İstanbul’u daha bitirdik. Sergi alanı ile ilgili birçok konu geçen seneden farklı değildi. Neyi eleştirmişsek bu sene de aynen devam ediyordu. Seneye de değişiklik olacağını sanmıyorum. Yani seneye de söylene söylene gideceğim. (Sergiyi gezmek en az üç saat sürecek ve oturacak herhangi bir yer bulamayacağım. Aç ve bitap, sona kalan dona kalır misali serginin son kısımlarını savsaklayacağım.) Ama daha ikinci galeride karamsarlığım geçecek, umut dolu mutlu biri olarak sergiden çıkacağım.

Courbet Ressamın Stüdyosu eserini yaparken yoksa içeri bir kız mı girmiş?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s